Ayın Seçimi: Medeniyetler Köprüsü İstanbul

”Eğer dünya tek bir ülke olsaydı, başkenti İstanbul olurdu.” Napoleon Bonaparte

İmparotorluklara başkentlik yapmış, coğrafyası ve kültürüyle ihtişamlı bir şehir, İstanbul… Bir kişiliği ve ruhu olan nadir şehirlerden bir tanesi olan bu şehir, sandığınızdan daha fazlasına sahip… Vapur seslerinde, martı nefeslerinde, kubbeli camilerde, boğaz maviliğinde, bilinmeyenleri olan şehir şehir İstanbul…

İstanbul’a dair ilginç birkaç bilgiye ne dersiniz?

Dingo’nun Ahırı

Bu şehirde her şeyin bir hikayesi olduğu gibi deyimlerin de hikayeleri vardır. Örneğin, ”Dingo’nun Ahırı”… Yıllardır girip-çıkanın belli olmadığı yerler için kullanılan bir deyim. Aslında İstanbul’da bulunan bir ahırın adı! Elektrikli tramvaydan önce, Taksim-Şişhane arasındaki tramvayı atlar çeker, bu atlar Dingo isimli bir Rum vatandaşının ahırında tutulurdu. Tüm gün boyunca ahıra giren pek çok attan dolayı, ”Burası Dingo’nun Ahırı Mı?” deyimi ile dillere pelesenk oldu.

Dünyanın Merkezi Million Taşı

Dünyanın merkezi olacak bir yer varsa, o da kadim İstanbul’dur… Bundan yüzyıllar önce Antik Roma döneminde, dünyanın merkezi sayılacak bir taş dikildi, o da Million Taşı. Antik Roma’nın başlangıç noktası sayılan ve diğer şehirlere olan uzaklığı hesaplanırken sıfır noktası kabul edilen Million Taşı, 1600 yıl boyunca dünyanın merkeziydi…

İstanbul’da Pera Palas ve Agatha Christie!

İstanbul’un en ünlü otellerinden biri olan Pera Palas, Agatha Christie’ne ev sahipliği yapmıştır. 1926 ve 1932 yılları arasında, İstanbul’a düzenli bir şekilde gelen Christie, dünya jet sosyetesini ağırlayan Pera Palas’ta bir çok defa kalmıştır. 411 numaralı odada kalan Chirstie, ”Şark Ekspresi’nde Cinayet” adlı romanını da bu odada yazmıştır.

Dünyanın En Eski 2. Metrosu: Tünel

Tünel’i de atlamamak gerek! Karaköy-Beyoğlu arasında yıllardan beri gidip gelen Tünel, dünyanın ikinci, Türkiye’nin ise ilk metrosudur. Kendi alanında yani yeraltında ise, dünyadaki ilk uygulamadır. Galata Köprüsü’ne 140, Haliç’e 90, Mevlevihane’ye 70 metre uzaklıktaki Tünel, 1875’ten beri yolcusundan hiç ayrılmadı…

İstanbul Şarkıları

Üzerine şarkılar, şiirler yazıldığı , kara sevdaların ve severken ayrılıkların şehridir İstanbul. Bizi her defasında yeniden büyüleyen bu şehre yazılmış o şarkılardan seçtiklerimiz;

1. Ah İstanbul

2. Üsküdar’a Gider İken

3. Ada Sahilleri

4. Tophane Rıhtımı

5.Kalamış

6. İstanbul Sokakları

Leziz İstanbul

Eh İstanbul’dan söz edince, İstanbul’un lezzetlerinden bahsetmemek olmaz… Milyonlarca kişiye ev sahipliği yapan bu güzel şehirde, güzel lezzetler de bulabilirsiniz. İşte bunlardan birkaç tanesi…

Kaymakçı Pando: Bilen bilir! Beşiktaş’ta mavi çerçeveli dükkanın sahibi Pando Amca’nın bal-kaymağına doyum olmazdı! -dı diyoruz, çünkü bu küçük dükkan kapandı. Zamanında Bulgar kahvaltısı, sıcak sütü ve bal-kaymağıyla ün yapmış bu küçük dükkan hala hafızalarımızda!

İnci Pastanesi: Beyoğlu’nun incisi İnci Pastanesi’ni sanırım bilmeyen yoktur! Yakın zamana kadar Beyoğlu’nun tarihi yapılarından Cercle D’orient’te bulunan İnci Pastanesi, sevgililerin ilk buluşma yeri, turistlerin uğrak durağı ve İstanbullular’ın favori mekanlarından bir tanesidir. Şu anda Mis Sokak’ta bulunan pastane, hala ilk günkü lezzetini koruyor!

Vefa Bozacısı: ‘Boozaaaa, boozaaaaa!’ Yıllar öncesinden bu sesleri hala duyar gibiyiz… Soğuk kış günlerinde içimizi ısıtan bozanın en ünlüsü şüphesiz, Vefa Bozacısı’dır. Bir zamanlar devlet erkanına ev sahipliği yapmış Vefa’da bulunan bozacıyı, Arnavut Hacı Sadık Bey açmıştır. Vefa Bozacısı o kadar çok misafir ağırlamıştır ki, adımınızı attığınız ilk anda kapıdaki mermerin giriş çıkışlarından dokayı eridiğini göreceksiniz…

İstanbul’un Sokak Lezzetleri

  • Halka Tatlı
  • Simit
  • Midye Dolma
  • Unkapanı Pilavcısı
  • Balık Ekmek
  • Beyoğlu Çikolatası
  • Kestane
  • Osmanlı Macunu
  • Çay

Semtlerin İsimleri Nereden Geliyor?

Unkapanı: Eski Osmanlı’da büyük satış yapılan yerlerde büyük teraziler bulunurdu. Bu terazilerin adı ‘Kapan’ olarak tabir edilirdi. Unkapanı’ndan halk kolayca erzağını temin ettiği için bu semt, Unkapanı olarak anılmaya başlandı.

Taksim: Osmanlı zamanında sucuların, suyu halka ulaştırdıkları yani taksim ettiği yer, artık Taksim olarak anılmakta.

Bebek: Yine Osmanlı zamanında bölgeyi korumak için gelen bölükbaşının lakabı güzel yüzlü olduğu için ‘Bebek’tir. Bu nedenle Bebek isminin, buradan geldiği rivayet edilir.

Şişli: Şişçilik ile uğraşan ve ‘Şişçiler’ olarak anılan bir ailenin konağı bu semtte bulunmaktaydı. Bu nedenle semtin adı ‘Şişli’dir…

Kadıköy: İstanbul’un fethedilmesinden sonra Fatih Sultan Mehmet’in ilk kadısı olan Hıdır Bey’e makam ödeneği olarak Kadıköy toprakları verilmiştir. Hıdır Bey’in kadı olmasından dolayı, burası ”Kadıköy” olarak anılmaya başlanmıştır.

İstanbul Beyefendisi

İstanbul, insanlarını da kendine benzetmeyi başarıyor… Hani eskilerden bir tabir vardır, ”İstanbul Beyefendisi”…Sadece giyim stili değil, bir yaşam tarzı olan bu kavram, bir zamanlar İstanbul’un aslında modernlik ve asaletinin timsalidir… İstanbul Beyefendilerien güzel esvaplarını giyer, bastonu ya da şemsiyesini yanında taşır, kravatlı, saçları düzenli ve traşlı, parlak köstek saati ve şapkasız Beyoğlu’na adım atmazdı… Ayna gibi parlayan ayakkabılar da bir İstanbul Beyefendisi’nin uzaktan geldiğinin habercisiydi…

İstanbul’un Vazgeçilmezi Çay

Dünyada kişibaşına en çok çay tüketen milletin Türkler olduğunu biliyor muydunuz? İstanbullu, demlenmiş tavşan kanı bir çay ile gevrek bir simitin keyfini, boğaza karşı çıkarmayı iyi bilir!

Kaynak: Tatil.com‘un Yaşam ve Seyahat dergisi Trend&Tatil.

Bunlara da göz atın...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir